Aklınızdaki sorulara cevaplar

Sıkça Sorulan Sorular

Diş sıkma ve gıcırdatma genelde uyurken gözlemlenen, gün içindeki bireyin stresinin tetiklediği dişlerin kenetlenerek sıkılması halidir. Anormal bir durumdur. Tedavi edilmezse dişlerin kırılmasına, diş eti çekilmesine ve eklem rahatsızlıklarına sebep olur. Ayrıca diş sıkma sonucu çiğneme kaslarında başta ve boyunda ağrılara rastlanabilir. Tedavide çeşitli yöntemler vardır özellikle gece plakları en çok tercih edilenlerdir. Alınan ölçülere göre kişiye özel gece plakları yapılmaktadır. 

Ağız kokusunun onlarca sebebi vardır ama çoğunlukla %80 civarında ağız , orofarenk ile ilişkili iken %20 civarında başka sebeplere bağlı olarak görülmektedir. Ağızda dişlerde çürükler ya da diş eti sorunları varsa temelde bu problemler çözülerek ağız kokusu şikayeti ortadan kalkar. Sigara ve sistemik hastalıklarda ağız kokusunun sebeplerindendir. Sosyal ortamda önemli bir etken olduğu için öncelikle bir diş hekimine gidip ağızdaki dolguların, restorasyon ve protezlerin hijyenikliği konusunda muayene olduktan sonra ağız hijyenine dikkat etmek, dişleri fırçalamak, dili fırçalamak, diş ipi kullanarak diş  arayüzlerini temizlemek gibi bakımları yapmak gerekir. Bir müddet kokulu gıdalardan uzak durup, sigarayı azaltma ya da bırakma yoluna gidilmeli, beslenme alışkanlıkları düzeltilip takip edilmelidir.

Süt dişlerinde görülen çürüklerde de yetişkinlere uygulanan dolgu, kanal tedavisi ve çekim işlemleri uygulanabilir. Dişteki çürüğün durumu, alttan gelecek daimi dişin sağlığı ve çocuğunuzun yapılması gereken tedavilere uyumu göz önünde bulundurularak hekiminiz çocuğunuza uygun tedavi konusunda sizinle birlikte karar verecektir. Süt dişleri, daimi dişlere rehber görevi gördükleri için süt dişinin çekilmesi yaşanılan sağlık sorunlarında en son tercih edilen tedavi yöntemidir. Eğer çekim gerekirsede alttan gelecek daimi diş için yer korumak amacıyla yer tutucu apareyler yapılabilir. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve günde 2 kez diş fırçalama ile çocukluk çağı çürüklerinin önüne geçilebilir.

Diş beyazlatma tedavisi uzman hekimler tarafından doğu prosedürlerle uygulandığında herhangi bir zararı yoktur.

Diş taşı temizliği uzman hekimler tarafından doğru teknikle yapıldığında dişe asla zarar vermez aksine her 6 ayda bir yapılan diş taşı temizliği ağız ve diş sağlığının yanı sıra sistemik sağlığada olumlu yönde katkı sağlar.

Diş hekimi korkusu yaşayan bireyler yada küçük çocuklarda tedavinin yapılamadığı durumlarda genel anestezi altında konforlu bir şekilde diş tedavileri yapılabilmektedir.

Hamilelik dönemi hormonal değişikliklerin yaşandığı hassas bir dönemdir. En önemli konu fetusun zarar görmemesidir. Eğer bu dönemde hijyene dikkat edilmiyorsa normal döneme göre çürük hızı oldukça artar.Dişeti problemleride aynı şekilde dahada artabilir. Dolayısıyla ağız ve diş sağlığına herzamandan daha çok dikkat edilmelidir.

Bu dönemde yapılacak tüm işlemler ikinci 3 aylık dönemde rahatlıkla yapılabilir. Radyografi çekimi çok zorunlu hallerde kurşun önlük kullanılarak yapılabilir.

İmplant tedavisinde kullanılan titanyum materyali vücut dokuları ile biyouyumlu bir materyaldir. Dolayısıyla vücuda herhangi bir zararı yoktur.

Kanal tedavisi sonrası bazı durumlarda tedavinin yeniden yapılması gerekebilmektedir. Eski yapılan tedavi sökülerek tekrar kanal tedavisi prosedürleri yenilenir.

Dişlerimizi sabah akşam günde 2 kez olmak üzere düzenli olarak fırçalamalıyız. Ek olarak ara yüz fırçası ve diş ipi kullanımı ağız ve diş sağlığımızı üst seviyede tutmak için önemlidir.

Hareketli protezleri kullanırken en çok dikkat edeceğimiz nokta yatarken protezimizi çıkarmamız gerektiğidir. Protez çıkarılmadığı taktirde kendi dokularımızda bakteriler yüzünden kayıp hızlı bir şekilde olur dokuların sağlığı bozulur buna bağlı olarak protezin uyumu bozulur.

Aft, ağız mukozasının herhangi bir yerinde değişik boyut ve görünümde olabilen, bazen mukoza epiteli denen ağız içindeki nemli örtüyü bazen de daha derin dokulara ulaşarak lezyonlar oluşturan bir çeşit oral ülserdir. Çoğu zaman yanak ve dudağın ağız içindeki kısmında, dil üzerinde, damakta ya da diş eti üzerinde görülen aft, oval ya da yuvarlak şekilli, sarı, beyaz, gri renkli, kenarları kızarık görünüme sahiptir. Yarattığı hassasiyet ve acı hissinden dolayı kişinin gülümsemesine, yemek yemesine, sıvı alımına, konuşmasına ve hatta tükürüğünü kontrol etmesine engel teşkil edebilecek boyutta olabilir. Toplumda sıklıkla görülen aft; genetik, immünolojik, hematolojik ve mikrobiyolojik sebeplerden ortaya çıkabilir.Genetik yatkınlığın yanı sıra travma, stres ve kaygı bozuklukları, sigara kullanımı, tütün çiğneme, premenstrüel dönem, ilaç kullanımı, folik asit, B12, demir ve çinko gibi vitamin eksiklikleri, bağışıklık sisteminin zayıf olduğu hastalık dönemleri, hormonal değişiklikler, sirke, turşu, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerin tüketilmesi, diş macunu içeriğindeki sodyum lauryl sülfat adlı köpük artırıcı madde, sistemik hastalıklar ve alerji gibi pek çok faktör aft oluşumuna sebep olabilir.Herhangi bir tedavi uygulanmadığında 1-2 hafta içinde kendiliğinden geçer. Ancak ağrılı olduğu için kişinin hayat kalitesini düşürebilir. Bu gibi durumlarda sıcak, asitli ve yakıcı nitelikte olan tahriş edici gıdalardan kaçınılmalıdır.Ancak uzun dönemde aft oluşumunu engellemek için sigarayı bırakmak, düzenli ve dengeli beslenmek, çok sıcak içeceklerden uzak durmak faydalı olabilir.

Ön dişlerde çürükler ve travma sebebiyle kırıklar oldukça sık görülür. Eğer çürük sebebiyle bir hasar söz konusu ise estetik dolgular. laminalar, e-max kuronlar ile tedavi kolaylıkla yapılabilmektedir. Eğer kırık sebebi travma ise bu durumda kırılan parçanın bulunması ve muhafazası son derece önemlidir. Kıırlan parça tekrar dişe bonding yöntemleri ile yapıştırılabilmektedir. Kırılan parçayla beraber 30dk-1 saat içinde mutlaka diş hekimine başvurmaız gerekmektedir.

Bize ücretsiz danışabilirsiniz.